Yazar "Bayraktar, Fatma Sibel" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 9 / 9
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Bergama yöresi yörük ağızlarında şimdiki zaman(2012) Bayraktar, Fatma SibelŞimdiki zaman kavramı Türkçede birkaç yolla elde edilmektedir. Bunlardan biri de Asıl fiil+ zarf fiil eki+ yardımcı fiil+ geniş zaman eki+ şahıs eki şeklindeki kuruluşlardır. Bu kuruluşlarda genellikle (yat-, tur-, otur-, -yorı-) fiilleri kullanılmaktadır. Türkiye Türkçesinde ise genellikle yorı- fiili ve onun bozulmuş biçimleri görülür. Anadolu?nun değişik yerlerinde öbekler halinde yat-/bat- yapılarına da rastlanmaktadır. Bergama civarında yaşayan Yörük yerleşimlerinin bazılarında rastlanan –ıp b?/ ip b? yapıları, standart dildeki (ı)yor- yapısının yanında ve ona paralel olarak kullanılmaktadır. Ancak bu yapılar sadece salt şimdiki zaman olarak değil, şimdiki zaman kavramının değişik işlevleri ile de kullanılmaktadır.Öğe Bulgarca ve Türkçe atasözleri, deyim ve kalıp ifadelerin kültürel benzerlik ve farklılıkların karşılaştırıp incelenmesi(Trakya Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2019) Tarı, Burcu; Bayraktar, Fatma SibelAtasözleri, deyimler ve kalıp ifadeler bir milletin dil ile var oluşunu simgelerler. Bu çalışmada, tarihsel süreçleri yüzlerce yıla dayanan ve bu süre zarfında beş yüz yıl bilfiil birlikte yaşamış olan iki toplumun, Bulgar ve Türk toplumunun, atasözleri, deyimleri ve kalıp ifadeleri mukayeseli olarak incelenmiştir. Aynı durumlar için kullandıkları atasözleri, deyimler ve kalıp ifadeler belirlenerek bunların karşılaştırmaları yapılmış; kültürel benzerlikleri ve farklılıkları, birbirleri ile olan etkileşimleri, tarihsel süreçleri, zihinsel öncelikleri, kültürel değerleri, kendilerine özgü terimleri incelenmiştir. Atasözleri, deyimler ve kalıp ifadelerin günlük hayattaki kullanımlarının dilde ne kadar etkili olduğu bilinmektedir. Bu konu üzerine birçok dilde ve diller arasında yapılmış araştırmalar vardır. Ancak benzetmenin kullanımı yönünden iki kültürü karşılaştırarak yapılan araştırma sayısı yok denecek kadar azdır. Biz tarihin uzun bir döneminde, yaklaşık olarak beş yüz yıl gibi bir süre birlikte yaşamış olan iki toplumu, Bulgar ve Türk toplumunu karşılaştırma için seçtik. Bu çalışmada atasözleri ve deyimlerdeki benzerlikler ve farklılıklar üzerinde durulmuştur.Öğe Doğu ve Batı Türkçesi Kuran Tercümelerinde Esma’ül Hüsna’nın Türkçe Söylemleri(Trakya Üniversitesi, 2019) Bayraktar, Fatma SibelTürklerden yaklaşıkdört yüz yıl önce Arapların, en az yüz yıldır da Farsların İslam dini ileilgili terminolojiyi oluşturup geliştirdikleri bilinmektedir. Türklerİslamiyeti kabul ettiklerinde hazır bir dini terminoloji ile karşılaşmalarınarağmen ilk İslami dönem eserlerinde bunları Türkçeleştirme yoluna gitmişlerdir.Aynı çaba Kur’an tercümeleri ve diğer eserlerde de görülmektedir. Türkçede varolan, Bayat, İdi, Ugan, tapug vb. sözcükler, sırasıyla Kadim, Rab, Kadir,ibadet terimlerine karşılık olarak kullanılmışlardır. Kur’an tercümelerinde de“Allah” adının karşılıkları Türkçe olarak kullanılmışlardır. Bu çalışmadaAllah’ın 99 ismi olan Esma’ül Hüsna'nın da değişik Türkçeleştirilme yollarıincelenmektedir.Öğe Kayseri merkez ilçe ağzı (metin-gramer-sözlük)(Trakya Üniversitesi, 2000) Bayraktar, Fatma Sibel; Bayatlı, Hidayet Kemal// Tezin Adı : Kayseri Merkez İlçe Ağzı (Metin-Gramer-Sözlük) Hazırlayan : Fatma Sibel Bayraktar ÖZET Bu çalışma dar bir bölgenin, Kayseri Merkez ilçesinin sözlü malzemesinin derinlemesine ele alındığı bir ağız çalışmasıdır. Alan araştırması yöntemi ile konuşmaların kaydedildiği teyp bantlarının okunması ve yazıya geçirilmesi Tezin ilk aşamasını oluşturmaktadır. İkinci Bölümde ses bilgisi (fonetik) ve şekil bilgisi (morfoloji) incelemeleri yapılmış, bol örneklerle fikirlerimizin desteklenmesi hedeflenmiştir. Üçüncü Bölümde geniş bir sözlük çalışması oluşturulmuştur. Bu çalışmada daha önce Ömer Asım Aksoy'un yapmış olduğu Gaziantep Ağzı ile ilgili 3 ciltlik çalışma büyük ölçüde örnek alınmıştır. İsim ve fiillerden başka deyimler, atasözleri dualar ve beddualar, yemek adlan, yer adlan farklı başlıklar altında ele alınıp incelenmiştir. Sözcüklerin uygun görülenleri cümlede kullanılmış, gerektiği yerlerde bu cümleler de standart Türkiye Türkçesi ile verilmiştir. ANAHTAR KELİMELER: 1) Ağız 2) Kayseri Merkez 3) Ses bilgisi 4) Şekil bilgisi 5) SözcükÖğe Komşu Sözcüğü Üzerine(2002) Bayraktar, Fatma SibelTürkiye Türkçesi'de "komşu" şeklinde telaffuz edilen sözcük, tarihi ve günümüz şive ve lehçeleri çerçevesinde incelenmiş ve karşımıza üç tip söyleniş çıkmıştır: 1. körşi, 2. konşu/konşı, 3. koşm "Körşi" sözcüğünün kör-/gör- kökünden geldiği anlaşılmaktadır. Bizim inceleme konumuz, ortak "ko-" kökünden gelen "konşı" ve "koşm" sözcüklerini inceleyerek, koşnı-Öğe Kutadgu Bilig'de üçlemeler, dörtlemeler ve beşlemeler(2014) Bayraktar, Fatma Sibel11. yy., Türk tarihi açısından askerî ve siyasal gelişmelerin ivme kazandığı bir dönem olduğu kadar kültürel gelişmelerle de göz doldurmaktadır. Divânü Lügâtit Türk'le çağdaş olan Kutadgu Bilig adlı başyapıt, bu dönemde Kaşgarda tamamlanmıştır. (1069-1070) Yusuf Has Hacip, İslamiyetin Türkler tarafından kabulünden sonra kaleme alınan bu ilk yazılı eseri, 11.yy.ın bildiğimiz tek yazı dili olan Karahanlı Türkçesi ile 6645 beyit olarak yazmıştır. Eserde ideal bir devletin nasıl olması gerektiği betimlenir. Kutadgu Bilig, Türk kültürünün yargı ve yasa konularını aydınlatan en değerli kaynaklardan biridir. Bu yüzden bilim dünyasınca tanıdığı 1825'den beri, üzerinde binlerce çalışma yapılmıştır. Kutadgu Bilig, felsefi, siyasi, dinî açılardan incelendiği gibi dili açısından da her daim incelenmeye değer bulunan bir eser olmuştur. Türk Edebiyatının her döneminde hem ahenk sağlamak, anlamı pekiştirmek, güçlendirmek ve kavramı zenginleştirmek amacıyla hem de hafızada kalmasını kolaylaştırmak amacıyla çeşitli tekrarlardan yararlanılmıştır. Osmanlıcada atf-ı tefsir? , İngilizcede hendiadyoin, reduplicationdual ,AlmancadaVerdoppelung,Zwilligsformen, hendiadyoin , Fransızcadaredoublement, hendiadyoin terimleriyle karşılanan bu oluşumla ilgili ülkemizde hem tarihi metinler üzerinde hem de deyimler ve atasözleri üzerinde birçok çalışma yapılmıştır. Göktürk metinlerinde altun kümüş (altın gümüş), arkış tirkiş (kervan kafile), at kü (ad ün), kurt ko?uz (börtü böcek), yabız yablak ( sefil ve perişan) vb. birçok ikilemeye rastlamaktayız. Uygur Türkçesi metinlerinde deakuru akuru (yavaşça, sessizce), asan tükel (sağ ve selamet) birin birin(birer birer) gibi örnekler bulunmaktadır. Bu gün de deyimlerde aşağı yukarı, borç harç, köşe bucak, paldır küldür gibi sayısız ikileme kullanılmaya devam etmektedir. Karahanlı Türkçesinin iki başyapıtından biri olan bu eserde de hatırı sayılır ölçüde ikilemeye rastlanmaktadır. Divânü Lügâtit Türk'ten farklı olarak, tabiat taklidi ikilemelere rastlanmaz. Kalıplaşma yoluyla oluşan ve tek bir sözcük gibi işlem gören ikilemeler bölünemez ve sözcüklerin yeri değiştirilemez. Eserde son derece başarılı olarak kullanılan ikilemeler yanında ikilemelerde geçen sözcüklerin genişletilmeleri yoluyla üçlemeler, dörtlemeler hatta beşlemelerle de yapılmıştır. İkilemelerden artırılarak elde edilen bu yapılar ikilemeler kadar kalıcı değildir. Bu eserde geçerli olmak üzere, bir tür yazarın kendisini denemesi gibi de görülebilir. Çünkü üçleme ve dörtlemelerde de ikilemelerde olduğu gibi tabiat taklidi kelimeler kullanılmamış eş veya yakın anlamlı kelimelerin veya anlam dairesi içinde eş değerliliği olan kelimelerin belirli bir akustik tercih sırasıyla bir araya getirilmesi tercih edilmiştir. Bu sıralama da ikilemelerde olduğu kadar sağlam değildir. Çünkü üçlemelerdeki sıralamanın değiştirilerek değişik beyitlerde karşımıza çıkması da söz konusudur.Kerime Üstünova, bu günkü Türkiye Türkçesinde 445 üçleme; ayrıca Dede Korkut Destanlarında da 45 üçleme belirlemiştir. Biz de isimlerle kullanılan 43 ve fiillerle kullanılan 16 üçleme tespit ettik. Anlaşılan o ki; ikilemeler ve artanlarının kullanımı hem tarihî lehçelerde hem de tarihî edebî eserlerde kullanılan ve gelişim seyri gösteren bir olgudur. Daha çok isim soylu kelimelerle yapılan bu çoklu tekrarlar; yalın, türemiş, hâl ekleri almış formlarla karşımıza çıkmaktadır. Somut, soyut isimler, siyaset, askerlik, akrabalık adları, tabiat ve renk adları, madenler isim soylu tekrarların kullanıldığı alanlardır. İkilemelerde görülen zıt anlamlı tekrarlar, üçleme ve dörtlemelerde görülemez. Buna mantıken de imkân yoktur. Eş anlamlı tekrarlarından oluşan üçlemeler ve dörtlemeler daha az sayıda olmak kaydıyla fillerle de yapılmıştır. Fiillerle oluşturulan yapıların istek ve tasarlama kipleri ile kullanımları yanında sıfat fiil kuruluşundaki yapılar, edatlı ve bağlaçlı kullanımlar da bulunmaktadır. Beşlemelerin genellikle beytin tamamını kapsamaları ve cümle kuruluşunda oluşları yadırganmaz.Öğe Kutadgu Bilig'deki isim ve zamir çekimi(Trakya Üniversitesi, 1991) Bayraktar, Fatma Sibel; Hacıeminoğlu, Necmettin[Abstract Not Available]Öğe Tabirü’l-Menam?t’ın Söz Varlığı(Trakya Üniversitesi, 2021) Bayraktar, Fatma SibelTÀbirü' l MenÀm?t is a dream interpretation book written, in the 16th century, by Hacı Musli or Musalli of Edirne. It is known that these kinds of works are called "tabirnames -dream interpretation manuscripts-." Throughout history, it was considered significant that these visual fantasies caused the public to wonder what the night dreams meant and envisage the lives of themselves or their relatives by a night dreams connoisseurs. Many verses or proses were created in that sense.The genuine work of the dream interpretation manuscript is full of its many features of the spoken language of the period and archaic elements. The copy of that genuine work is inventoried at the Manuscripts Collection of the Public Library of Kastamonu, under the Kastamonu Culture and Tourism Directorate's authorization. In addition to the fact that the subject titles are mostly Persian and a little bit of them, which also are Arabic, as well as the fact that they belong to other languages in a slight amount. Those titles have been tried to be given immediately Turkish equivalents, as far as possible within Turkish thesaurus; within the feature of being contained in a linguistic broad way, thus it makes the work remarkable in terms of Turkish lexicon.These dream interpretation works, which also have considered meaning for social linguistics, are also remarkable due to containing many uncharted places on the science waiting to study for the public's subconscious analysis by other related disciplines.Öğe TÜRKÇEDEN BALKAN DİLLERİNE VERİLEN SÖZCÜKLER VE AĞIZ İLİŞKİSİ(2018) Bayraktar, Fatma SibelTürkler tarih boyu Balkanlara birçok yoldan birçok kez ulaştılar. Ama en derin izlerini elbette ki Osmanlı hâkimiyeti süresinde bıraktılar. Bu izler Balkan dillerinin sözlüklerinde tanıklıklarını bugün de sürdürmektedir. Birlikte yaşanılan coğrafyalarda kültürlerin etkileşimleri kaçınılmazdır. Bunun en belirgin unsuru da verilen ve alınan kelimelerdir. Verilen kelimelerin alan tarafın dillinde gerçek anlamında kullanılması her zaman mümkün değildir. Alıcı dil kendi algısına, ihtiyaçlarına ve düşünce sistemine göre aldığı kelimeye anlam/anlamlar yükler. Zaman içinde fonetik ve morfolojik dönüşüm ve üstlendiği özgün anlamlarla alıntılanan sözcük artık yeni dilinin öz malzemesi haline gelir. Balkanlara verdiğimiz her sözcük aynı zamanda bizim de kullanmakta olduğumuz sözcüklerdir. Bu yüzden kendi dilinde yaşadığı için anlam genişlemesine, daralmasına, anlam iyileşmesine, kötüleşmesine vb. anlam olaylarına uğrayan sözcüklerimiz verilen dilde bu serüvenlerden habersiz kendi kavram dünyalarını oluşturmaktadırlar. Bu sözcüklerin kimilerinin karşılığı alıcı dilde yokken kimilerinin vardır. Eğer karşılığı yoksa gerçek anlamını korumaya daha elverişlidir. Ama eğer karşılığı varsa alıntılanan sözcüğe terim anlamı verilmekte ve kullanımı için dar bir alan tahsis edilmektedir. Bunların yanında bazı sözcükler Türkçenin bu günkü sözlüğünde yer almamaktadır. Ağızlarda yaşamakta olan sözcüklerin bazen asıl anlamında bazen yakın anlamında bazen de anlam değişimlerine uğramış haliyle Balkanlarda yaşadıkları görülmektedir. Örneğin Türkçe Sözlükte engin: 1.ucu bucağı görünmeyecek kadar geniş, çok geniş, vasi. 2. denizin kıyıdan çok uzaklarda bulunan geniş bölümü; açık deniz. anlamlarına gelmektedir. Bu sözcük Bulgarcaya engín, ingin şeklinde ve sıralı, düzenli, düzgün anlamında geçmiştir. Bu anlam Derleme Sözlüğünde sözcüğün 5. anlamına karşılık gelmekte ve yakın anlam değişmesi olarak adlandırılabilecek bir durumda bulunmaktadır. Sözcüğün bu anlamının kullanıldığı bölge olarak GölpazarıKurşunlu-Çankırı gösterildiğine göre buna bir anlam yüklememiz gerekmektedir. Biz bu çalışmamızda Balkanlarda kullanılan Türkçeden alıntı sözcüklerden sadece Derleme Sözlüğünde karşılığı olan sözcükler ve kullanıldıkları bölgeleri inceleyeceğiz. Bu konuda bir harita elde etmeye çalışacağız