Aleksandr Soljenitsın’ın İvan Denisoviç’in Bir Günü eserinde kişilik çatışması

Küçük Resim Yok

Tarih

2020

Dergi Başlığı

Dergi ISSN

Cilt Başlığı

Yayıncı

Erişim Hakkı

info:eu-repo/semantics/openAccess

Özet

Yirminci yüzyılın ortalarında, Rusya tarihinde, baskıcı Stalin politikasının bir parçası olan ve oldukça gizli yürütülen, Gulag adıyla bilinen çalışma ve ıslah kampları ortaya çıkar. Söz konusu kamplar rejim düşmanı olarak görülen ve bu nedenle toplum düzenine tehlike oluşturacağı düşünülen bireylerin toplumsal tasfiyelerinin baş uygulama aracı olan cezalandırma mercileridir. Bu kamplar çıktığı günden itibaren emperyalist bir politika olan böl ve yönet ilkesinin Sovyet toplumu üzerinde uygulanmasını kolaylaştırır. 1970- 1990’lı yılların Rus edebiyatında, Stalin döneminde halkın yaşadığı kamp trajedisinin yeniden yaratıldığı eserler önemli bir yer alır. Kamp gerçeğine kayıtsız kalamayan sanat insanları, katılımcısı oldukları kamp hayatlarını tüm gerçekleriyle topluma duyurmak için eserler üretirler. Gümüş Çağ’a değil, XIX. yy.’ın Altın Çağı’na bağlı kalan Aleksandr İsayeviç Soljenitsın, düz yazı türünde verdiği eserlerle Rus edebiyatına kamp temasını getirir. Rusya’da hayatta kalabilmenin tek yolunun susmak olduğu dönemlerde bile susamayan sanatçılardan biri olan Soljenitsın’ı Rus okuyucusu, 1962 yılında ‘‘Novıy Mir’’ dergisinde yayımlanan İvan Denisoviç’in Bir Günü adlı eseriyle tanır. Bu romanla Soljenitsın “kamp edebiyatı” olarak bilinen edebi alt türün Rusya’daki öncülerinden olur. İyi bir gözlemci olan Soljenitsın’ın Sovyet çalışma ve ıslah kamplarında vasıfsız işçi, duvarcı ve dökümcü olarak çalışması sonucu ortak işlerden edindiği tecrübe İvan Denisoviç’in Bir Günü eserinde canlandırılır. Bir köylünün gözünden kampta geçen bir günün anlatıldığı romanda kamp koşullarına ayak uydurmakta zorlanan Şuhov eski hayata özlem duyar. Kampın ilkel koşullarından ibaret olan yeni hayatı ise kimi zaman kaderci bir tutumla kabullenirken, kimi zamansa bu hayata çalkantılarla dolu iç dünyasında sorgulama ve isyanların ağır bastığı bir mercekten bakar. 1970 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görülen Soljenitsın, Sovyet toplumunun yaşadığı sıkıntıları tüm çıplaklığıyla eserlerine yansıttığı için geniş bir okuyucu kitlesi kazanmanın yanı sıra hükümet tarafından suçlamalara ve eleştirilere de maruz kalmıştır. Soljıenitsın bir bütün olarak Sovyet sisteminin psikolojisini derinlikle incelediği için bu çalışma yazarın eserlerinin psikolojik yönüne odaklanmaktadır.

Açıklama

Anahtar Kelimeler

Kaynak

RumeliDE Dil ve Edebiyat Araştırmaları Dergisi

WoS Q Değeri

Scopus Q Değeri

Cilt

0

Sayı

21

Künye