THE REFLECTIONS OF SOCIAL CAPITAL ON HUMAN CAPITAL

Küçük Resim Yok

Tarih

2014

Dergi Başlığı

Dergi ISSN

Cilt Başlığı

Yayıncı

Erişim Hakkı

info:eu-repo/semantics/openAccess

Özet

İlki 1981yılında gerçekleştirilen Dünya Değerler Araştırması , farklı ülkelerde uygulanarak güven, katılım ve iletişim bağları odaklı sorular ile toplumların sosyal sermayelerini ölçmeyi hedeflemektedir. 2011 verileri ile kişi başına düşen geliri 96,591 $ olan Norveçte % 65,3 olan güven düzeyi, kişi başına düşen geliri 10,576 $ olan Türkiye için %15 olarak hesaplanmıştır. Kişiler ve kurumlar arası güven düzeyinin ve sosyal sermayenin güçlü olduğu ülkelerde, ekonomik performansın da güçlü olduğu ve birbirlerini besledikleri gerçeği kalkınma iktisatçıları tarafından genel kabul görmektedir. Toplumsal ilişkilerin sahip olduğu güven, hoşgörü, işbirliği gibi yapısal özellikler, sosyal sermaye olarak ifade edilmektedir. Sosyal sermayenin güç ve yapısı ile, ekonomilerin gelişmişlik düzeyleri arasında doğru yönlü ve güçlü bir bağ olduğu kabul edilmektedir. Gelişmiş ülkeler güçlü sosyal normlara, ağlara ve güvene sahipken, bu yapının zayıflığı az gelişmişliğin temel nedenlerinden biri sayılmaktadır. Aile yaşantısı, çocuk ve genç davranışları, okul ve eğitim- öğretim politikaları, toplumsal ilişkiler, demokrasi, hukuk ve yönetim yaklaşımları, ekonomik ilişkiler ve gelişmişlik düzeyi sosyal sermaye çerçevesini oluşturmakta ve bu yapıdan da etkilenmektedir. Bu bakış açısıyla olumlu sosyal sermaye, toplumların görünmeyen zenginlik kaynağı olarak da ele alınmaktadır. Sosyal sermaye yapısal yönüyle toplumda bilgi üretme ve bilgiyi paylaşma sürecinde de önemli rol oynamaktadır. Mevcut sosyal yapı üretilecek yeni bilgilere temel oluşturmaktadır. Bilgi toplumunda yaşanan hızlı teknolojik gelişmeler kişiler üzerinde yalnızlık, stres, rekabet gibi olumsuz duygulara da neden olabilirken sosyal sermaye güven, dayanışma gibi duygularla kişilerin moral değerlerini yükseltmeye katkı sağlamaktadır. Bu çalışma iki temel amaçla yapılmıştır. İlk olarak üniversiteden mezun olma ve işgücü piyasalarına katılıp, beşeri sermaye olma potansiyelindeki öğrencilerin, sosyal sermaye algısını ortaya koyabilmektir. Yaş ve eğitim yönünden homojen olan bu gruptaki bireylerin bakış açısıyla, Türkiye geneline uygulanan Türkiye Değerler Araştırması bulguları ile genel bir karşılaştırma yapabilmek de çalışmanın diğer amacını oluşturmaktadır. Bu amaçla yapılan araştırmanın ana kitlesini Trakya Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinde 2013/2014 öğretim yılı bahar döneminde son sınıfta öğrenim gören 919 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmada Dünya Değerler Araştırması ile Grootaert vd.(2003, 25-45) tarafından hazırlanan ölçekten yararlanılmıştır. Ki-Kare Bağımsızlık Testi ve Kruskal-Wallis H Testi ile yapılan değerlendirmede öğrencilerin güven ve hoşgörü düzeyleri ile Türkiye Değerler Araştırması sonuçları arasında önemli farklılıklar, aile bağına verilen önem açısından ise benzerlik olduğu ortaya konmuştur. Türkiye Değerler Araştırması 2011 sonuçlarına göre en güvenilen kurum % 75 ile Türk Silahlı Kuvvetleri iken bu oran ankete katılan öğrencilerde % 19,22dir. Genel olarak Türkiye için % 15 olan güven düzeyi, öğrencilerde % 44,4 olarak daha yüksek bir orandadır. Hoşgörü konusunda öğrenciler %47,4oranında farklılıkların rahatsızlık vermediğini ifade etmişlerdir. Diğer taraftan hem öğrenciler tarafından %43,1 oranında, hem de Türkiye genelinde %84 oranında yakın çevrede en rahatsızlık verici grup eşcinseller olarak belirtilmiştir. Öğrencilerle ilgili olarak erkeklerin güven düzeyleri, kadınlara göre daha yüksek seviyede tespit edilmiştir. Gelir düzeyi arttıkça devlete duyulan güven düzeyinin daha da arttığı araştırmanın önemli diğer bir tespitidir. Aile hem öğrenciler, hem de Türk Toplumu için en güvenilen sosyal gruptur. Diğer taraftan öğrenciler, arkadaşlarına ve sosyal bağlarına da önem vermektedirler. Trakya Bölgesinin Batıya yakın olmasının da etkisi ile, eğitimi yüksek genç kitlenin sosyal sermayesinin Türkiye ile karşılaştırıldığında daha güçlü olduğu söylenebilir. Bu çalışmanın farklı bölgelerde, farklı sosyal sınıflara uygulanması ile değişik sonuçlara ulaşılacağı öngörülmektedir. Yapılan çalışma ile eğitimin, sosyal sermayenin yapısını güçlendirici etkisine vurgu yaparak literatüre katkı sağlanacağı düşünülmektedir. Ekonomik sorunlar ve çözümleri, sosyal yapıdan bağımsız değildir. Zamanla değişim gösteren sosyal yapıların güçlendirilmesiyle elde edilecek ekonomik performansın arttırılması mümkündür. Eğitim, üretim, bölüşüm ilişiklerinde, toplumsal değer, tutum ve bağlarda hoşgörü, güven, işbirliği temel yapıyı oluşturmalıdır. Sosyal yapının güçlü ve sağlam değerlere dayalı olması, toplumun refah seviyesine olumlu katkı sağlamaktadır. Kıt kaynakların verimli kullanılmasının kaçınılmaz bir zorunluluk olduğu ekonomiler için sosyal sermayenin güçlendirilmesi önemli bir koşuldur. Farklılıklara tahammülsüz, yıkıcı rekabete odaklı, eşitsiz ve hukuksuz yapılara sahip toplumlar ne denli çok üretim faktörüne sahip olsa da sürdürülebilir bir başarı gösteremezler. Üretim ve bölüşüm ilişkilerinin yenilikçi, adil, işbirliğine ve güvene dayalı, demokratik ve katılımcı, hoşgörüye dayalı sosyal yapılar beşeri sermaye gibi, diğer sermaye türlerinin de verimliliğine katkı sağlayacaktır. Sürdürülebilir ve hızlı kalkınma için güçlü bir sosyal sermaye yapsına ulaşılması kaçınılmaz bir koşul olarak önem kazanmaktadır.

Açıklama

Anahtar Kelimeler

Kaynak

IIB International Refereed Academic Social Sciences Journal

WoS Q Değeri

Scopus Q Değeri

Cilt

5

Sayı

16

Künye