A SHORT DISCUSSION ON THE DIFFERENCE BETWEEN FOUCAULT'S ARCHAEOLOGICAL AND GENEALOGICAL STUDIES

Küçük Resim Yok

Tarih

2014

Dergi Başlığı

Dergi ISSN

Cilt Başlığı

Yayıncı

Erişim Hakkı

info:eu-repo/semantics/openAccess

Özet

Bu çalışmada öncelikle Michel Foucaultnun söylemin oluşum ve işleyiş süreçlerini analiz etmek için geliştirdiği ve arkeoloji olarak tanımladığı yöntem ele alınmıştır. Ardından Foucaultnun bu yöntemi kullandığı 1960lardaki çalışmalarının yapısalcılıkla ilişkisi tartışılmış, son olarak da Foucaultnun 1970lerde yaptığı çalışmalarla daha önceki döneme ait çalışmaları arasındaki farka dair çeşitli yorumcuların görüşleri ve bu görüşlerin geçerliliğine dair bir tartışmaya yer verilmiştir. Foucault 1960lı yıllarda yaptığı çalışmalarda söylemsel oluşumların ortaya çıkış kurallarını analiz etmeye yönelik bir dizi tarihsel çalışma yapmış ve bu çalışmalarında kullandığı yöntemi arkeoloji kavramıyla tanımlamıştır. Foucault bir yöntem olarak arkeolojiyi dilbilimsel analizlerden ve düşünce tarihçiliğinden farklılaştırmış ve söylemin oluşumunu bir başlangıcı, belirli bir güzergahı ve gelişimi olan bir süreç olarak görmeyen bir yaklaşımla incelemeyi, söylemsel ögelerin şu veya bu statüyü hangi koşullarda edindiklerini bunların oluşum koşulları çerçevesinde ele alarak incelemeyi hedeflemiştir. Foucault tam olarak bu nedenle asıl inceleyeceği alanın connaissance değil savoir olduğunu söyler. İngilizce dilinde bilgi kavramıyla karşılanmakla birlikte Fransızcada anlamı farklı olan bu iki kavram arasındaki fark, Foucaultnun çalışmasının içeriğini açıklamaktadır. Foucault bu iki kavram arasındaki farkı şöyle açıklar: Connaissance kavramı özne ve nesne arasındaki ilişkiye ve bu ilişkiyi düzenleyen formel yasalara işaret etmektedir. Savoir kavramı ise belli bir dönemde belli bir nesnenin connaisance alanında yerini almasının ve o nesneye dair şu veya bu ifadenin dile getirilmesinin koşulunun tanımlandığı alanın karşılığıdır. Foucaultnun bu dönemdeki çalışmaları, 1960larda Fransız düşüncesinde etkili olan yapısalcılık akımı çerçevesinde değerlendirilmiş, bu akımın tarihle olan sorunlu ilişkisine ve tarihsel-toplumsal süreçlerde aktörlere etkin roller vermeme eğilimine yönelik eleştiriler Foucaultnun çalışmaları için de dile getirilmiştir. Foucault, araştırmalarında özneye verdiği sınırlı rolü açık bir şekilde dile getirmiştir. Buna göre yazarın kelimelerinin kendine özgülüğünü ona atfeden aslen içinde işlev gördüğü söylemdir; yazar yaratıcı rolünden tamamen soyunmuş olarak ve sadece söylemin bir değişken fonksiyonu olarak ele alınmalıdır. Bununla birlikte Foucaultnun yapısalcı- lığın tarihsizliğinden muzdarip olduğu savına karşı gelen kimi yorumcular, Foucaultnun çalışmalarının yönteminden ziyade araştırmalarının nesnesini kurma biçiminin yapısalcı ögeler taşıdığını belirtmişlerdir. Kimi yorumculara göre Foucaultnun yapısalcılığın izlerini taşıyan 1960lardaki çalışmaları ile 1970lerdeki soykütükçü çalışmaları arasında önemli bir ayrım vardır. Foucaultnun erken dönem çalışmalarında söylem ve söylem-dışı alanlar arasındaki etkileşime dair yeterli açıklamanın olmadığını iddia eden kimi düşünürler, Foucaultnun soykütükçü dönemi olarak dile getirilen 1970lerdeki çalışmalarında söylemin oluşum sürecnde iktidar ilişkilerinin oynadığı rolü daha iyi ele aldığını savunmuşlardır. Foucaultnun soykütükçü dönemindeki yaklaşımının ilk işaretleri 1970 yılında Collége de Franceda verdiği Söylemin Düzeni adlı ünlü açılış dersinde bulunabilir. Burada Foucault, hem belli söylemsel pratiklerin dışlanmasına neden olan içsel ve dışsal dinamiklerden bahsetmiş, hem de kurumları şekillendiren iktidar mekanizmaların daha somut olgular olarak ele alınmasının yolunu açmıştır. Nietzschenin tarih anlayışını ele aldığı bir başka metninde ise tarihte etkin olan güçleri rastlantısal çelişkilerle ilişkilendirerek, erken dönem çalışmalarında söylemsel mekanizmaların söylem-dışı alanı belirlediği yönündeki yorumlara karşı yeni yaklaşım ortaya koymaktadır. Artık tarihten bahsederken söylemin oluşumunu belirleyen kurallardan değil, söylem ve iktidar arasındaki sıkı bağlantı üzerinden ve pek çok ölçekte işleyen çelişkilerden bahsedilmektedir. Bu yeni vurguyu Foucaultnun çalışmaları açısından önemli bir kırılma olarak gören yorumculara göre söylemsel olanın söylem-dışı alanı şekillendirdiği yönünde idealizme kayma eğilimi olan erken dönem çalışmalarından farklı olarak bu çalışmalarında Foucault bilgi-iktidar ilişkisi daha elle tutulur bir şekilde ele alınmıştır. Buna karşın Foucaultnun arkeoloji yönteminin söylem kavramını kavramsallaştırma biçimi kimi başka yorumcular tarafından önemli bir adım olarak yorumlanmıştır. Bazılarına göre Foucaultnun söylemin kendi nesnesini oluşturma biçimine dair argümanları, Marksizmin kimi versiyonlarında yer alan indirgemeci altyapı-üstyapı ilişkisine kuvvetli bir alternatif sunmaktadır. Bir başka yoruma göre ise Foucault arkeolojik dönem çalışmalarında bilginin materyalist analizine dair bir yaklaşım geliştirmiş, söylemi kendi materyalliği ile zaman ve mekandaki konumuna referansla kavramsallaştırabilmiştir. Burada şunu eklemek gerekir ki Foucaultnun kendi çalışmalarına dair değerlendirmeleri de onun çalışmalarının sınıflandırılmasını ve dönemselleştirilmesini belli ölçüde güçleştirmiştir. Hem kitaplarında, hem de kitaplarına dair değerlendirmelerde bulunduğu röportajlarında çalışmalarında eksik olduğunu düşündüğü noktaları tartışması ve yeni çalışmalarını bu eksik noktalar üzerine bina ettiğini iddia etmesi, Foucaultnun çalış- malarının belli bir izleği takip ettiği algısına neden olmaktadır. Bu açıdan bakıldığında, hem Foucaultnun kendisinin, hem de Foucaultnun arkeolojik dönemini eleştiren yorumculara karşı gelenlerin görüşleri göz önünde bulundurulduğunda, Foucaultnun 1960lardaki çalışmalarının sonraki soykütükçü çalışmalarında ele aldığı soruların temelini attığını söylemek mümkündür. Bilgi ve iktidar arasındaki ilişki bu erken dö- nem çalışmalarında dile getirilmiş, ancak Foucaultnun o dönemde söylemin oluşum sürecini betimlemeyi temel analiz konusu olarak ele almasından dolayı ön plana çıkmamıştır.

Açıklama

Anahtar Kelimeler

Kaynak

IIB International Refereed Academic Social Sciences Journal

WoS Q Değeri

Scopus Q Değeri

Cilt

5

Sayı

15

Künye