Türkçe ve Macarca dilbilgisi tipolojilerinin Türkçenin yabancı dil olarak öğretilmesi temelinde karşılaştırılması

Yükleniyor...
Küçük Resim

Tarih

2019

Dergi Başlığı

Dergi ISSN

Cilt Başlığı

Yayıncı

Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü

Erişim Hakkı

info:eu-repo/semantics/openAccess

Özet

Kaşgârlı Mahmut’un Türkçenin yabancı dil olarak öğretilmesi amacıyla 1072 yılında yazılmaya başlayıp 1077 yılında bitirdiği “Kitâbü Dîvânı Lügâti’t Türk” adlı Türkçe sözlükten bugüne kadar geçen 930 yıldan uzun sürede Türkçenin yabancılar tarafından öğrenimi hiç durmadı. Binlerce yıl içerisinde geniş bir alana yayılarak uygarlıklar kuran, göçlerle, yönetim biçimleriyle, askeri becerisiyle yakın ve uzak toplumları etkileyen Türklerin dilinin öğrenilmesinin Türk olmayanlar için bazen sadece siyasi bazen de varoluşsal bir gereksinimi oldu. Bu nedenle geçtiğimiz yüzyıla kadar Türkçenin öğretilmesiyle ilgili yazılan kaynakların büyük çoğunluğu yabancılar tarafından kaleme alınmış olmasını bu temel ihtiyaçla açıklamak mümkündür. Ancak 20. yüzyılda dünyanın sayılı birçok devletin kendi dilini öğretmenin kültürel yayılmanın ya da tanınarak yaşayabilmenin vazgeçilmez bir gereklilik olduğunu kavrayarak kendi dillerinin öğretimini akademik disiplin haline getirme çabasına girişti. Bu alanda Türkiye’nin diğer ülkelerle karşılaştığında biraz geç kaldığı ama son yıllarda yoğun olarak yapılan çalışmalarla Türkçenin öğretme ilkelerinin belirlenerek bu ilkelere uygun düşen öğretim araç-gereçleri oluşturulmaya devam ediliyor. Ancak bu çalışmalar içerisinde karşılaştırmalı dilbilgisinin öğretim süreçlerine katılmasının sağlayabileceği olanaklar konusunda yapılanlar ise oldukça sınırlı kalmış durumda. Bu çalışma, çeşitli dil tipolojilerinin dil kullanımları üzerindeki kolaylaştırıcı ve zorlaştırıcı etmenler olarak betimlenmesinin Türkçenin yabancı dil olarak öğretilmesi amacıyla yazılan kaynak kitapların hazırlanması sırasında gözetilmesinin öğretim süreçlerinin daha verimli planlanmasını sağlayacağına ilişkin öngörülerden yola çıkarak hazırlandı. Nostratik dil kuramına göre Ural-Altay dil ailesinin Fin-Ugor koluna mensup olduğu varsayılan Macarcanın, aynı temel çatı altında bulunan Türkçe ile dilbilgisi tipolojisi bakımından gösterdikleri büyük benzerliklerin Türkçenin ii Macarlara öğretilmesinde bu büyük olanaklar sunabileceğinden yola çıkılarak hazırlanan bu çalışma üç bölümden oluşuyor. Birinci bölüm Macarlar ile Türkler ve Macarca ile Türkçe arasındaki ilişkiyi tarihsel bağlamda incelerken ikinci bölüm Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi ile ilgili tarihi süreçler, yabancı dil olarak Türkçe öğretiminin ilkeleri ve Macarlar Türkçe öğretimi ile ilgili deneyimler incelenmektedir. Çalışmanın asıl gövdesini oluşturan üçüncü bölümde ise Macarca ile Türkçe arasında sesbilimsel, yapıbilimsel ve sözdizimsel karşılaştırmalar yapılarak her bulgudan yola çıkarak Türkçenin öğretiminde bu bulguların nasıl değerlendirilebileceği üzerinde duruluyor ve bölüm, Türkçenin yabancılara A1, A2, B1 ve B2 düzeylerinde öğretilmesi için bir izlence önerisiyle son buluyor.
Learning Turkish as a foreign language has never been ceased during more than 930 years since Mahmut of Kasgar finished his outstanding Turkish dictionary in 1072. Turks have had serious influences on the neighbouring and remote peoples alike in vast geographies with their military skills, ruling methods, civilizations and lesser-greater transmigrations. Learning Turkish was not only an advantage or necessity, sometimes it was a matter of existence for certain peoples. That’s why most of the teaching materials for Turkish had been written by non-Turkish authors until the last century. However in the 20 th century most of the major countries started to establish academic institutions to teach their language within and outside their country, as they realized that teaching their language was one of the most efficient means of cultural expansion and/or realization. Although academic researches started rather later than most of advanced countries, substantially big number of research has done in last couple of decades in order to demarcate the field and describe the general principles of teaching Turkish as a foreign language. Nevertheless the number and the quality of the researches aiming at harnessing the possible opportunities provided by comparative grammar seem rather insufficient. This research aims to detect and describe the typological features of Hungarian in order to provide tangible material to develop teaching materials which would help teachers plan their curriculum more effectively. Hungarian is envisaged as a Finn-Ugric language in Ural-Altaic language family in Nostratic theory. Because Turkish is also assumed in the same language family, there are several common typological features between two languages which eventually help Hungarians learn Turkish more easily. Academic researches and personal experiences clearly demonstrate that this assumption is true if the teaching iv materials are prepared accordingly and the teachers are also aware of these features. This study comprises there chapters to provide necessary data for the prospective researchers. Chapter one deals with the relations with Turks and Hungarians on the one hand and with Turkish and Hungarian on the other. Chapter two first provides historical data about teaching Turkish as a foreign language and secondly gives information about the principles of teaching Turkish as s foreign language and about the experience of teaching Turkish to the Hungarians. Chapter three is the main body of the research which compares the phonetic, morphological and syntactic characteristics of two languages and provides teaching materials and methods for each specific topic. A tentative curriculum is also provided for the levels A1, A2, B1 and B2.

Açıklama

Anahtar Kelimeler

Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretimi, Macarca, Karşılaştırmalı Dilbilgisi, Dilbilgisi Tipolojisi, Dil Aileleri, Teaching Turkish as a Foreign Language, Hungarian, Comparative Grammar, Language Typology, Language Families

Kaynak

WoS Q Değeri

Scopus Q Değeri

Cilt

Sayı

Künye