İSLÂM HUKUKUNDA 'HURÛFU'L-MEÂNÎ' - HÜKÜM İLİŞKİSİ (KAZİF HADDİ UYGULANAN KİŞİNİN ŞAHİTLİĞİ ÖRNEĞİ)

dc.contributor.authorYakar, Fatih
dc.date.accessioned2024-06-12T10:13:51Z
dc.date.available2024-06-12T10:13:51Z
dc.date.issued2016
dc.departmentTrakya Üniversitesien_US
dc.description.abstractBütün dillerde kelimeler arasında bağlar kuran ve cümlenin anlam yüküne etki eden harf ve edatlar mevcuttur. Özellikle kendisinden hüküm elde edilen kaynak metinlerin anlaşılmasında bu edatların önemli bir işlevi vardır. Bu çalışmada Arapça'da hurûfu'lmeânî, Türkçe'de ise edat olarak isimlendirilen dil yapılarının İslam hukukçularının ulaştığı hükümlerin oluşmasında oynadığı rol ele alınacaktır. Üzerine yoğunlaşacağımız örnek konu ise, iftira cezasına çarptırılan kişinin, gerek bu cezanın infazından önce gerekse infazdan sonra yapacağı şahitlikle ilgili özellikle Hanefî ve Şâfiî mezhepleri arasında gerçekleşen hüküm ayrılıkları olacaktır. Konuyla ilgili hüküm tesis eden Nûr Sûresinin 4 ve 5. ayetleri makalenin ana inceleme alanını oluşturacaktır. Mezheplerin hüküm istinbat ederken insicamlı ve birbiriyle tutarlı bir bütün oluşturma çabaları iftira suçunu işleyip bu suçtan dolayı cezalandırılan kişinin şahitliği meselesinde de gün yüzüne çıkmıştır denilebilir. Zira hem Hanefî mezhebinin hem de Şâfiî mezhebinin fakihleri bu konuyla ilgili sonuca varırken, şahitlik müessesesine ilişkin ortaya koydukları genel kaide ve hükümlere sık sık atıfta bulunarak mezhep bütünlüğünü sağlamaya çalışmışlardır. Örneğin Hanefî mezhebi âlimleri fasıklıkla ilgili mezhep içinde kabul gören "tevakkuf" yani fasığın haberini araştırma yaptıktan sonra kabul etme yaklaşımını, delillendirmede sıklıkla kullanmışlardır. Diğer taraftan Şâfiîler fasıklığın, şehadetle ilgili genel bir engel olduğunu ifade eden yaklaşımlarını merkeze alarak hüküm üretmişlerdir. Netice itibariyle incelemeye aldığımız ayetlerdeki edatlar da mezheplerin bu genel kabullerinden hareketle anlam yelpazesi içinde kendilerine değer bulmuşlardır. Ayetlerin her iki görüş grubunun görüşünü de teyid edecek bir dil yapısına sahip olması bir bakıma mezheplerin kendi düşüncelerine göre değerlendirme yapmalarına zemin hazırlamıştır. İşte bu makalede mezheplerin, mezhep içi kaide ve hükümler arasında gidip gelerek edatlar merkezli izahları açıklanmaya çalışılacaktır.en_US
dc.identifier.endpage210en_US
dc.identifier.issn1301-6229
dc.identifier.issn2148-0710
dc.identifier.issue65en_US
dc.identifier.startpage195en_US
dc.identifier.trdizinid250364en_US]
dc.identifier.urihttps://search.trdizin.gov.tr/yayin/detay/250364
dc.identifier.urihttps://hdl.handle.net/20.500.14551/14280
dc.identifier.volume0en_US
dc.indekslendigikaynakTR-Dizinen_US
dc.language.isotren_US
dc.relation.ispartofEKEV AKADEMİ DERGİSİen_US
dc.relation.publicationcategoryMakale - Ulusal Hakemli Dergi - Kurum Öğretim Elemanıen_US
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccessen_US
dc.titleİSLÂM HUKUKUNDA 'HURÛFU'L-MEÂNÎ' - HÜKÜM İLİŞKİSİ (KAZİF HADDİ UYGULANAN KİŞİNİN ŞAHİTLİĞİ ÖRNEĞİ)en_US
dc.typeArticleen_US

Dosyalar