Manyetik rezonans görüntüleme ile yumuşak doku tümörlerinin değerlendirilmesinde ve sınırlarının belirlenmesinde kimyasal şift görüntülemenin katkısı

Küçük Resim Yok

Tarih

2016

Dergi Başlığı

Dergi ISSN

Cilt Başlığı

Yayıncı

Trakya Üniversitesi

Erişim Hakkı

info:eu-repo/semantics/openAccess

Özet

Gelişen görüntüleme yöntemlerine rağmen yumuşak doku tümörlerini karakterize etme ve onları çevre dokulardan ayırtetmede yaşanılan sorunlar güncelliğini korumaktadır. Bu konuda Manyetik Rezonans Kimyasal Şift Görüntüleme yöntemini kullanarak, yumuşak doku kitlelerinin yağ içeriklerini saptamayı, sınırlarını belirlemeyi ve çevre dokularla olan ilişkisini ortaya koymayı amaçladık. Çalışmaya 34 erişkin hasta dahil edildi. Lezyonların sınır özellikleri, cilt infiltrasyonu, kas kökenli olup-olmadığı ya da kas infiltrasyonu, kemik, tendon ya da nörovasküler yapılarla olan ilişkisi ile yağ içeriklerine bakıldı ve radyolojik bulgular patoloji sonuçlarıyla karşılaştırıldı. Cilt invazyonu konusunda 16 olgudan 15'inde radyoloji-patoloji korelasyonu mevcuttu (p<0,05). Kemik, tendon ya da nörovasküler yapılarla olan ilişki konusunda 12 olgudan 10'unda radyoloji-patoloji korelasyonu mevcuttu (p<0,05), yağ komponentleriyle ilgili olarak ise 3 olguda lezyon içerisindeki fokal yağ komponentlerinin faz dışı görüntülerde baskılandığı görüldü. Kas ile ilişki düzeyi ise görsel olarak belirlenemiyordu. Kimyasal Şift Görüntüleme su ve lipid moleküllerindeki protonların farklı salınım frekanslarına sahip olmasına dayanan bir görüntüleme yöntemidir. Çalışma kapsamındaki yumuşak doku tümörlerinin kenar bölgelerinde bulunan su-yağ ara yüzlerinde kimyasal şift artefaktının oluşması veya oluşmaması lezyonu komşu olduğu dokudan sınırlamayı sağlamakta veya komşu dokulara uzanımı konusunda bilgi vermekteydi. Kimyasal şift görüntüleme ile ayrıca intrastoplazmik lipid saptanabilmektedir. Tarif edilen bu durum kimyasal şift görüntülemenin intralezyoner yağ baskılama özelliği olarak bilinmektedir ve çalışmamız kapsamında içerisinde fokal alanlar şeklinde baskılanmanın görüldüğü 3 olguda, bu alanlar baskılanan yağ komponenti olarak kabul edilmiş ve patoloji ile doğrulanmıştır. Sonuç olarak kimyasal şift görüntüleme, yumuşak doku tümörlerinin komşuluk ilişkilerini belirleme konusunda cerrahiye kılavuzluk oluşturması ve yağ komponenti bulunan lezyonları teşhis etmede kullanılabilecek bir yöntem olarak umut vadetmektedir.
Despite the growing imaging techniques, the problems encountered while characterizing the soft-tissue tumors and distinguishing them from the surrounding tissue keep up to date. In this regard we aimed to determine the fat content and the limits of soft tissue masses, to demonstrate their relationship with the surrounding tissue by using the Magnetic Resonance Chemical Shift Imaging technique. 34 adult patients were included in the study. Of the lesions; border properties, skin infiltration, muscle infiltration, the fat content, the relationship with bone, tendon or neurovascular structures and whether or not they are originated from the muscle were viewed and radiological findings were compared with pathology. Regarding the skin invasion, radiology-pathology correlation was present in 15 out of 16 cases (p<0,05). About the relationship with bone, tendon or neurovascular structures, radiology-pathology correlation was available for 10 out of 12 cases (p<0,05). Regarding the fat components, focal fat components within the lesion showed suppression on the out of phase images in 3 cases. Concerning the association with muscle was not determined visually. Chemical shift imaging is an imaging method based on different oscillation frequencies of the protons in the water and lipid molecules. In the study, whether or not the chemical shift artifacts are formed in water-fat interface existing at the edges of soft-tissue tumors provides us to limit the lesion from neighboring tissue or gives information about the extension of lesion to adjacent tissues. Intracytoplasmic lipids can also be detected by chemical shift imaging. This feature is known as intralesional fat suppression of chemical shift imaging. Within the scope of our study, in 3 cases showing focal areas of suppression, these areas have been recognized as suppressed fat component and confirmed by pathology. As a result, chemical shift imaging holds promise as a method that guides surgery about determining the neighborhood of soft tissue tumors and can be used in the identification of lesions containing fatty component.

Açıklama

Tıpta Uzmanlık

Anahtar Kelimeler

Radyoloji ve Nükleer Tıp, Radiology and Nuclear Medicine

Kaynak

WoS Q Değeri

Scopus Q Değeri

Cilt

Sayı

Künye