Yanıtını arayan eski bir soru: Niçin uyuruz?

dc.contributor.authorÖztürk, Levent
dc.date.accessioned2024-06-12T10:16:26Z
dc.date.available2024-06-12T10:16:26Z
dc.date.issued2007
dc.departmentTrakya Üniversitesien_US
dc.description.abstractUyku karmaşık, yüksek derecede organizasyon gösteren, birçok iç ve dış faktörden etkilenen, belli dönemlerinde beyinin uyanıklık kadar aktif olduğu, geri dönüşümlü bir bilinçsizlik ve seçici yanıtsızlık özellikleri gösteren bir süreçtir. Uyku fizyolojisi konusundaki bilgilerimizin hızla artması ve uykuyu oluşturan mekanizmaların çoğunun aydınlatılmasına rağmen uykunun işlevi, diğer deyişle “niçin uyuruz?” sorusunun yanıtı gizemini korumaktadır. Uyku ile ilgili birçok hipotez ileri sürülmesine rağmen bunlardan hiçbirisi uyku araştırmacılarını inandıracak düzeyde deneysel kanıt sağlayamamıştır. Bu hipotezler arasında, enerjinin korunması, beyin detoksifikasyonu, beyin termoregülasyonu, doku yenilenmesi, öğrenme ve bellek oluşumu sayılabilir. REM uykusunun tanımlanmasından sonra bu uyku dönemi ile öğrenme ve bellek pekiştirme arasında bağlantı olduğunu gösteren önemli çalışmalar yapılmıştır. Ancak, uyku olmadan öğrenme mümkün görünmekte, her uyku dönemini mutlaka bellek pekiştirmesinin takip edip etmediği bilinmemekte ve insanlarda bellek pekiştirmesine olan gereksinim uyku oluşması için gerekli ve yeterli bir nedendir denilememektedir. Son dönemde ileri sürülen ilgi çekici hipotezlerden biri de uykunun beyinde sinaptik ağırlığı düzenlediğini savunan sinaptik homeostasis hipotezidir. Bu hipoteze göre uyanıklık süresince beyinde kortikal devrelerde sinaptik potansiasyon olmaktadır; bu potansiasyon yavaş dalga aktivitesi ile ilişkilidir; yavaş dalga aktivitesi sinaptik büyümeyi eski haline getirecek şekilde sinaptik küçülme sağlamaktadır. Elli yıllık araştırmaya rağmen uykunun işlevi ile ilgili söylenebilen ve herkesin hemfikir olduğu tek açıklama şudur: uykululuğu engellemek için uyuruz. Böyle bir bakış açısı, “acıkmayı engellemek için yemek yeriz” ya da “susamamak için su içeriz” açıklamaları kadar umutsuz görünmektedir. Uyku tıbbının kurucularından Allen Rechtschaffen, yukarıdaki açıklama için şöyle söylemektedir: Bu doğru ise uyku, doğanın yaptığı en büyük hatalardan biridir.en_US
dc.identifier.endpage121en_US
dc.identifier.issn1305-6441
dc.identifier.issue4en_US
dc.identifier.startpage114en_US
dc.identifier.trdizinid79858en_US]
dc.identifier.urihttps://search.trdizin.gov.tr/yayin/detay/79858
dc.identifier.urihttps://hdl.handle.net/20.500.14551/15260
dc.identifier.volume70en_US
dc.indekslendigikaynakTR-Dizinen_US
dc.language.isotren_US
dc.relation.ispartofİstanbul Tıp Fakültesi Dergisien_US
dc.relation.publicationcategoryMakale - Ulusal Hakemli Dergi - Kurum Öğretim Elemanıen_US
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccessen_US
dc.titleYanıtını arayan eski bir soru: Niçin uyuruz?en_US
dc.typeReview Articleen_US

Dosyalar