Edirne Taş Köprüleri
Yükleniyor...
Dosyalar
Tarih
2015
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Trakya Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü
Erişim Hakkı
info:eu-repo/semantics/openAccess
Özet
Edirne, Osmanlı’nın fethinden sonra bütün savaşları ve karmaşayı geride bırakmış asırlar boyu sürecek olan sükûn yönetiminin altına girmiştir. Şehrin savaşlar neticesi ile üzerindeki yıpranmışlık ve yorgunluğu atmasından sonra şehrin havasını, suyunu ve görünümünü beğenen Sultan I. Murad Han burasını payitaht (başkent) ilan eder ve Osmanlının Avrupa kıtasındaki ilk başkenti olur. Akabinde Konstantinopolis’in (İstanbul) alınmasında çok önemli bir rol oynaması, Edirne’nin serhad şehri olarak ününün artmasında ciddi derecede faydası olmuştur. Binaenaleyh şehir Osmanlı himayesine girdiği tarihten itibaren Avrupa’ya yapılan seferler için en büyük ve önemli hareket noktası olur. Aşikârdır ki etrafının nehirler ile çevrili oluşu ve orduların hareket noktası olarak kullanılmaya başlanmasından dolayı Edirne’nin köprüler şehri olması da bununla doğru orantılıdır. Osmanlı, fetihten sonra Edirne’de başlayan imar faaliyetleri arasında hiç şüphesiz eskiden beri kullanılan köprülerin yanı sıra kendi köprülerini de yapma gayretine girmiştir. Bu köprülerin her birinin, kanalları, dereleri ve nehirleri geçme amacı gütmesine karşın estetik olarak da bir dizi kolye gibi sıralamıştır. Zaman zaman taşkınlar ve nehir yataklarının değişmesi sonucu ise eski köprülere ekler yapılarak yeni aksamlar oluşturulmuştur. Ayrıca bu köprüler silsilesinde Sarayiçi (Saray-ı Cedîd) özel bir yere konmuş ve çevresi neredeyse köprüler ile örülmüştür. Biz bu çalışma ile halen Edirne’de var olan ve pek çoğu kullanılan; Gazi Mihal – Taş – Hamidiye Köprüsü, Yıldırım Köprüsü, Şehâbeddin Paşa – Saraçhane Köprüsü ve İlavesi, Fatih – Has Bahçe – Cephanelik – Bönce – Süvari Köprüsü, Sultan II. Bayezîd – Yeni İmaret Köprüsü ve Bağlantısı, Kanun-î – Saray Köprüsü, Yalnızgöz – Tekgöz Köprüsü, Seferşâh Köprüsü (Mustafa Paşa Seddi), Ekmekçizâde (Ekmekçioğlu) Ahmed Paşa – Eski – Tunca Köprüsü, Sultan Mecid – Mecidiye – Yeni – Meriç Köprüsü, Kazan Köprüsü, Kanatlı Köprü ve Taş Köprü gibi yapıları ele alıp, hem tarihi hem de mimarisi ile açıklamaya çalıştık .
Abstract
After conquered by Ottomans, leaving all wars and chaos behind Edirne was reigned in peace which would proceed for centuries. After the recovery from the results of long war period the city was chosen capital of Ottoman empire by Sultan I. Murad Khan, who liked the view, air, water of Edirne. The role Edirne took during the conquest of İstanbul made great conribution to the fame of Edirne as a border city. With the reign of Ottoman empire Edirne became a curcial starting point of military expeditions to Europe. It is obvious that being surrrounded with rivers made it obligatory to be the city of bridges as it became the strating point for millitary expeditions. After the conquest of the city, Ottomans strated to make their own bridges besides restorating the old ones. Beside having the natural aim of exceeding canals, rivers or streams these bridges are also designed as a necklace. As a result of overflows, changings in the riverbeds some extentions were built to the old bridges. Sarayiçi (Saray-ı Cedid) was considered to be of great importance thus ıts surronding was embroided with bridges. In this study we have aimed to explain the existing bridges, most of which are in use, both historically and architecturally. The bridges in the study are as follows; Gazi Mihal – Taş – Hamidiye Bridge, Yıldırım Bridge, Şehâbeddin Paşa – Saraçhane Bridge and its extention, Fatih – Has Bahçe – Cephanelik – Bönce – Süvari Bridge, Sultan II. Bayezîd – Yeni İmaret Bridge and its connection, Kanunî – Saray Bridge, Yalnızgöz – Tekgöz Bridge, Seferşâh Bridge (Mustafa Paşa Barrier), Ekmekçizâde (Ekmekçioğlu) Ahmed Paşa – Eski – Tunca Bridge, Sultan Mecid – Mecidiye – Yeni – Meriç Bridge, Kazan Bridge, Kanatlı Bridge and Taş Bridge.
Abstract
After conquered by Ottomans, leaving all wars and chaos behind Edirne was reigned in peace which would proceed for centuries. After the recovery from the results of long war period the city was chosen capital of Ottoman empire by Sultan I. Murad Khan, who liked the view, air, water of Edirne. The role Edirne took during the conquest of İstanbul made great conribution to the fame of Edirne as a border city. With the reign of Ottoman empire Edirne became a curcial starting point of military expeditions to Europe. It is obvious that being surrrounded with rivers made it obligatory to be the city of bridges as it became the strating point for millitary expeditions. After the conquest of the city, Ottomans strated to make their own bridges besides restorating the old ones. Beside having the natural aim of exceeding canals, rivers or streams these bridges are also designed as a necklace. As a result of overflows, changings in the riverbeds some extentions were built to the old bridges. Sarayiçi (Saray-ı Cedid) was considered to be of great importance thus ıts surronding was embroided with bridges. In this study we have aimed to explain the existing bridges, most of which are in use, both historically and architecturally. The bridges in the study are as follows; Gazi Mihal – Taş – Hamidiye Bridge, Yıldırım Bridge, Şehâbeddin Paşa – Saraçhane Bridge and its extention, Fatih – Has Bahçe – Cephanelik – Bönce – Süvari Bridge, Sultan II. Bayezîd – Yeni İmaret Bridge and its connection, Kanunî – Saray Bridge, Yalnızgöz – Tekgöz Bridge, Seferşâh Bridge (Mustafa Paşa Barrier), Ekmekçizâde (Ekmekçioğlu) Ahmed Paşa – Eski – Tunca Bridge, Sultan Mecid – Mecidiye – Yeni – Meriç Bridge, Kazan Bridge, Kanatlı Bridge and Taş Bridge.
Açıklama
Yüksek Lisans Tezi
Anahtar Kelimeler
Edirne Köprüleri, Taş, Köprü, Taş Köprüler, Edirne, Adrianople Bridges, Stone, Bridge, Stone Bridges, Edirne