Yazar "Eraslan, Selma Tepehan" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 11 / 11
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Beyin Ölümlü Adli Olgulardan Transplantasyon Amaçlı Organ Alımında Ortaya Çıkan Hukuki Sorunlar ve Adli Tıp Açısından Önemi(2015) Eraslan, Selma Tepehan; Elmas, İmdat; Özkara, ErdemAmaç: Organ nakli birçok hasta için yaşamın belki de son seçeneği olarak oldukça önemlidir. En önemli organ kaynaklarından biri ise beyin ölümü gerçekleşen olgulardan yapılan nakillerdir. Bunların önemli bir kısmını ise adli olgular oluşturmaktadır. Bu çalışma adli olgulardan yapılan nakillerle ilgili sorunların ortaya konması amacıyla yapılmıştır. Olguların özellikleri ve konuyla ilgili tarafların görüşleri incelenmiştir. Gereç ve Yöntem: Retrospektif tarama ve anket uygulaması olarak yapılan çalışmada; İstanbul Bölge Organ ve Doku Nakli Hizmetleri Koordinasyon Merkezi beyin ölümü bildirim formu ve diğer kayıtlarından 2005-2009 yılları arasında beyin ölümü gerçekleşmiş 810 olgu incelenmiştir. Anket çalışması; İstanbul Sağlık Müdürlüğü Genel Eğitim ve Araştırma Hastaneleri Yoğun Bakım Üniteleri'nde görev yapan gönüllü 279 hemşire ve 179 hekime uygulanmıştır. Bulgular: İncelenen 810 olgunun 259 (% 32.0)'unu adli olguların oluşturduğu görülmektedir. Donör olan beyin ölümlü 273 olguda, adli olgu oranı %39.9'dur. Beyin ölümü gerçekleşmiş 109 adli olgu orijine göre incelediğinde; donör olan 44 (%40.4) ve donör olmayan 58 (%38.7) olguda birinci sırayı trafik kazaları aldığı, bunu donör olan 33 (%30.2) ve donör olmayan 19 (%12.7) oranla ateşli silah yaralanmalarının izlediği belirlenmiştir. Donör olan adli olguların savcı izni kayıtları incelendiğinde; sadece %6 olguda kayıt olduğu görülmektedir. Anket çalışmamızda, hemşirelerin %69.1'i, hekimlerin 74.1'i ülkemizde organ nakli ile ilgili yasada, adli olgulardan organ alınması koşullarını belirleyen ve mevcut eksiklikleri tamamlayan yeni yasal düzenlemelerin yapılması gerektiğine inandıklarını belirtmişlerdir. Sonuç: Anket çalışmasına katılan sağlık çalışanlarının büyük çoğunlukla belirttikleri üzere ülkemizde adli olgulardan organ nakliyle ilgili koşulları belirleyen ve mevcut eksikleri tamamlayan yeni yasal düzenlemelere gereksinim vardır.Öğe Beyin ölümü tanısı almış hastalarda tıbbi desteği kesme kararı ve bu konudaki yetki sorunu(2016) Eraslan, Selma Tepehan; Elmas, İmdatAmaç: Beyin ölümü tanısının hukuki ölüm olarak kabul edilmiş olması, sadece "nakil amaçlı organ temini" açısından değil, aynı zamanda devam eden 'tıbbi desteğin sonlandırılabilmesi' bakımından da önem taşımaktadır. Konunun diğer bir boyutu ise, tıbbi desteğin kesilmesi kararında kimin yetkili olacağıdır. Bu çalışmada, bir anket çalışmasının verileri ışığında, konunun tıbbi, hukuki ve etik boyutu tartışılmaktadır. Gereç ve Yöntem: İstanbul Sağlık Müdürlüğü'ne bağlı Genel Eğitim ve Araştırma Hastaneleri Yoğun Bakım Üniteleri'nde görev yapan gönüllü 279 hemşire ve 179 hekime bir anket uygulanmıştır. Anket verileri istatistiksel açıdan değerlendirilerek, anket sonuçları ışığında konuya ilişkin mevcut yasal düzenlemeler, tıbbi ihtiyaçlar ve etik değerler irdelenmiştirBulgular: Anket çalışmasında, "beyin ölümü tanısının tıbbi desteğin sonlandırılmasına imkan sağlanması bakımından önemli olduğunu" görüşü hemşirelerin %40.9'u, hekimlerin %53.6'sı tarafından kabul görürken, "yaşam destek ünitelerinin ve cihazlarının biran önce boşaltılabilmesi ve böylece ihtiyacı olan diğer hastalar için bu olanakların kullanılabilmesine imkan sağlaması" seçeneği hemşirelerin %43'ü ve hekimlerin %55.9'u tarafından benimsenmiştir. Tıbbi desteğin sonlandırılmasına imkan sağlaması ve yaşam destek ünite ve cihazlarının bir an önce boşaltılabilmesi yanıtı gruplar arasında istatistiki olarak anlamlı farklılık göstermiştir, p<0.01. Yaşam desteğinin kesilmesi kararının beyin ölümü gerçekleşmiş kişilerin yakınlarına bırakılmış olmasını doğru buluyor musunuz? sorusuna hemşirelerin %52'si, hekimlerin ise %36.7'si evet cevabını vermiş olup, gruplar arasında istatistiki olarak anlamlı farklılık mevcuttur, p<0.01. Sonuç: Ölüm hali belirlendikten sonra organ bağışı olmadığı durumlarda, beyin ölümlü hastaya uygulanmakta olan 'tıbbi desteği kesme karar ve yetkisi' konusundaki yasal belirsizliğin bir an evvel çözümlenmesi, uygulamadaki tereddütlerin giderilmesi açısından büyük önem arz etmektedir.Öğe Examination of Factors Affecting the Tendency of Intensive Care Nurses Towards Medical Errors: A Multicenter Study in Turkey(Marmara Univ, Inst Health Sciences, 2023) Eraslan, Selma Tepehan; Bozkurt, GulcinObjective: This study aimed to examine the factors affecting the tendency of intensive care nurses towards medical errors. Methods: The data of this descriptive and cross-sectional were collected using a Personal Information Form and the Medical Error Trend Scale in Nursing. The population of the study consisted of a total of 647 intensive care unit nurses who worked at two research and training hospitals located in the province of Istanbul and one university hospital located in the province of Edirne. The inclusion criterion was being a registered nurse working in intensive care units for at least two months, and it was aimed to reach the entire population. The sample included 349 nurses (participation rate: 53.12%) who completed the questionnaire. Results: While76.5% of the participants were female, their mean age was 28.96 +/- 5.70 years, and 73.4% had graduated from universities. The order of significance of the four independent variables, which were determined to have significant effects on the Medical Error Trend Scale in Nursing scores of the participants, was satisfaction with working in the intensive care unit, the number of patients per nurse, having an intensive care nurse certificate, and weekly working hours. Conclusion: The tendencies of the nurses who worked for 40 hours per week, those who were satisfied with working in the intensive care unit, those who provided care for 1 or 2 patients per day, and those who had an intensive care nurse certificate towards medical errors were lower in comparison to the others.Öğe Expectations of Intensive Care Unit Nurses in Turkey(Galenos Publ House, 2017) Eraslan, Selma Tepehan; Kivanc, Meral MadenogluObjective: This study was conducted as a descriptive study to investigate the problems and expectations of intensive care unit nurses in Turkey. Materials and Methods: The study was conducted with the participation of 207 volunteer nurses working in different hospitals' various intensive care nurses symposium organized in cooperation with Istanbul Health Care Directorate and Istanbul University in 2010. In gathering data; a questionnaire consisting of 39 multiple choice questions was prepared in the light of literature by researchers in order to determine descriptive characteristics, opinions and experiences of intensive care nurses. The necessary permissions were taken before the research and informed consent was taken from all the participants. Statistical analyzes of the research data were made with NCSS (Number Cruncher Statistical System) 2007 package program. Descriptive statistical methods (frequency distributions) were used in evaluation of data. Results: As a result of the research, for intensive care nurses; 78% of them work 40-50 hours per week on average, 52.2% of them should be in the form of post-graduate education for intensive care nursing. 52.5% of nurses said that they found the number of nurses working in their unit insufficient, 74.6% of nurses said that they did not find their salaries adequate and 57.5% of nurses said that employment security was not provided. Conclusion: It is important that the expectations of the intensive care workers in terms of job satisfaction are reflected positively in physical and psychological care of critical patients. Thus effective and productive working environment will be provided in intensive care units.Öğe Factors Affecting Cigarette Consumption: The Case of the Kesan and Ipsala Districts of Edirne(Turkish Green Crescent Soc, 2019) Eraslan, Selma Tepehan; Demirkiran, Senem; Duran, SongulThis descriptive and cross-sectional study was carried out in Kesan and Ipsala, two districts of Edirne. The present study was conducted to determine the level of cigarette consumption among smokers and the factors affecting cigarette consumption. The study sample included 888 smokers, all over 18 years of age. A questionnaire consisting of 21 questions was administered to the participants. The data was analyzed using the SPSS 21. Of the participants, 57% started smoking due to peer influence. Smoking 6 or more packs of cigarettes per week was more prevalent among those having an elementary school education or less (77.2%) compared to high school grad uates (65.1%), or university graduates (60.5%). Indeed, smoking 6 or more packs of cigarettes each week was 23 times more likely among those who considered themselves heavy smokers than among those who considered themselves light smokers. Cigarette consumption was associated with sociodemographic variables such as age, education, and gender. The sociodemographic factors associated with smoking discovered in this study could guide and support the development of public health strategies to discourage people from smoking.Öğe İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Dergisi 1 Correspondence to: Selma Tepehan Eraslan (Assist. Prof), Department of Nursing, Keşan Hakkı Yörük School of Health Trakya University, Keşan, Edirne 22800 Turkiye. Email: selmatepehan@trakya.edu.tr ORCID: 0000-0001-7138-808X(2022) Eraslan, Selma Tepehan; Duran, SongülThis study was carried out to determine the profiles of cases applying to a provincial Turkish Family Court for marriage permits, to investigate the reasons that push girls into early marriage, and to examine the court’s decisions. The files of 75 people who’d applied to this family court between 2013 and 2017 for a marriage permit were examined retrospectively. The study found girls under 18 to be applying for a marriage permit in 96% of the cases and boys under 18 in 4% of the cases; of the girls, 41.7% were pregnant while 6.9% had already had their baby. Also, 28% of the applicants had mothers who’d also gotten married before the age of 18. In 93.4% of the cases, the couples’ relationship having caused the people around them to gossip and in turn affect the couple’s families adversely was considered an important reason for granting a marriage permit. People in the at-risk group are recommended to receive education about the negative aspects of early marriages.Öğe Socio-demographic Correlates of Child Marriages: A Study from Turkey(Springer, 2019) Duran, Songuel; Eraslan, Selma TepehanThe present study was aimed at determining the factors affecting women's decisions of early marriage. The study sample comprised 651 women who were in the 30 and under age group, and had gotten married during their childhood. The study data were collected using the questionnaire developed by the researchers through a literature review. In the present study, those who had Romani ethnic origin, who were primary school graduates, who had parents with lower education and/or whom had low income got married at a younger age. Most of the women who had early marriages were unemployed and vulnerable to spousal violence. It was determined that the women who had love marriages at an early age regretted getting married more compared to those who had arranged marriages and the vast majority of the former ones stated that they would have continued their education if they had not gotten married at an early age. Given the causes of early marriages, it is recommended that women in the at-risk group should be educated about the negative aspects of early marriages that women who have gotten married at an early age and seek support should be helped and that child marriages should be discouraged by preparing stricter legal sanctions.Öğe Sociodemographic Characteristics of Child Marriages: A Retrospective Analysis(Istanbul Univ, Fac Letters, Dept Sociology, 2022) Eraslan, Selma Tepehan; Duran, SongulThis study was carried out to determine the profiles of cases applying to a provincial Turkish Family Court for marriage permits, to investigate the reasons that push girls into early marriage, and to examine the court's decisions. The files of 75 people who'd applied to this family court between 2013 and 2017 for a marriage permit were examined retrospectively. The study found girls under 18 to be applying for a marriage permit in 96% of the cases and boys under 18 in 4% of the cases; of the girls, 41.7% were pregnant while 6.9% had already had their baby. Also, 28% of the applicants had mothers who'd also gotten married before the age of 18. In 93.4% of the cases, the couples' relationship having caused the people around them to gossip and in turn affect the couple's families adversely was considered an important reason for granting a marriage permit. People in the at-risk group are recommended to receive education about the negative aspects of early marriages.Öğe Türkiye’de Yoğun Bakım Hemşirelerinin Beklentileri(2017) Eraslan, Selma Tepehan; Kıvanç, Meral MadenoğluAmaç: Araştırma, yoğun bakım hemşirelerinin yaşadığı sorun ve beklentilerini incelemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır.Gereç ve Yöntem: Çalışma, 2010 yılında İstanbul Sağlık Müdürlüğü ve İstanbul Üniversitesi işbirliği ile düzenlenen yoğun bakım hemşireleri sempozyumuna çeşitli hastanelerin bu ünitelerinde görev yapan gönüllü 207 hemşirenin katılımı ile yapılmıştır. Verilerin toplanmasında; araştırmacılar tarafından ilgili literatür ışığında hazırlanan, çalışanların tanıtıcı özellikleri, meslekle ilgili düşünce ve deneyimlerini belirlemeye yönelik 39 adet çoktan seçmeli sorudan oluşan anket formu kullanılmıştır. Araştırma öncesinde gerekli izinler alınmış, katılımcılardan onam alınmıştır. Araştırma verilerinin istatiksel analizleri NCSS (Number Cruncher Statistical System) 2007 paket programı ile yapılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatiksel metotlar (sıklık dağılımları) kullanılmıştır. Bulgular: Araştırma sonucunda yoğun bakım hemşirelerinin; %78'i haftada ortalama 40-50 saat çalıştığını, %52,2'si hemşirelerin yoğun bakım eğitiminin lisans sonrası sertifika eğitimi şeklinde olması gerektiğini, %52,5'i ünitede çalışan hemşire sayısını yetersiz bulduklarını, %74,6'sı maaşını yeterli bulmadığını, %57,5'i iş güvenliklerinin sağlanmadıklarını belirtmişlerdir.Sonuç: Yoğun bakım çalışanlarının iş doyumu ve mesleki tatmini açısından beklentilerinin karşılanması kritik hastaların fiziksel ve psikolojik bakımına olumlu yansıyacağından önemlidir. Böylece yoğun bakım ünitelerinde etkin ve verimli çalışma ortamı sağlanmış olurÖğe Violence against women: Affecting factors and coping methods for women(Pakistan Medical Assoc, 2019) Duran, Songul; Eraslan, Selma TepehanObjective: To determine women's exposure to domestic violence, it's affecting factors and coping methods. Methods: The descriptive, cross-sectional study was conducted from September to December 2017 and comprised married women living in Kesan, a district in the Turkish province of Edirne. A self-generated questionnaire was used to gather sociodemographic data and women's exposure to domestic violence. SPSS 16 was used to analyse data. Results: Of the 586 subjects, 321(55%) were aged up to 40 years, while 265(45%) were aged 41 years or more. Domestic violence was reported by 156(26.6%) women. Beating ranked first among physical violence behaviour reported by 83(14.2%) subjects. Name-calling and yelling ranked first among verbal violence behaviour reported by 118(20.1%). Keeping women at a certain distance ranked first among emotional violence behaviour, reported by 95(16.2%). Not purchasing the fundamental needs of the home ranked first among the economic violence behaviour, reported by 38(6.5%). Finally, 14(2.4%) reported being physically forced to engage in a sexual act, which ranked first among sexual violence behaviour. From among the women abused, 114(66.7%) women said violence occurred because of the instant anger of their partners, and 69(44.2%) said they did not apply to any official institution for help. Conclusion: Women preferred to remain silent about domestic violence. There is a need to introduce urgent prevention programmes to end domestic violence.Öğe Yoğun Bakım Hemşirelerinin Tıbbi Hataya Eğilimlerinin Kendini Sabotaj ile İlişkisinin İncelenmesi(2023) Bozkurt, Gülçin; Eraslan, Selma TepehanGiriş: Hemşirelerin zor koşullarda çalışması, uygulamaları sırasında hata yapma olasılığını artırmaktadır. Amaç: Çalışmanın amacı yoğun bakım hemşirelerinin tıbbi hataya eğilimlerinin kendini sabotaj ile ilişkisini incelemektir. Yöntem: Tanımlayıcı ve kesitsel tipteki araştırmanın örneklemini, Türkiye’nin iki ilinde bulunan beş kamu hastanesinde görev yapan 289 hemşire oluşturdu. Çalışma Nisan-Temmuz 2018 tarihleri arasında yürütüldü. Veriler “Kişisel Bilgi Formu”, “Hemşirelikte Tıbbi Hataya Eğilim Ölçeği” ve “Kendini Sabotaj Ölçeği” ile toplandı. Bulgular: Cinsiyet, medeni durum, eğitim durumu ve haftalık çalışma saati açısından hemşirelerin tıbbi hataya eğilim puanları arasında istatiksel olarak anlamlı fark olduğu saptandı (p < 0,05). Hemşirelerin tıbbi hataya eğilim ölçeği ile kendini sabotaj ölçeği toplam puanları arasında negatif yönde çok zayıf bir ilişki olduğu bulundu (r = -0,22; p < 0,05). Hemşirelerin yaş (r = 0,15; p < 0,05), meslekte (r = 0,19; p < 0,05) ve yoğun bakımda çalışma süresi (r = 0,19; p < 0,05) ile tıbbi hataya eğilim puanları arasında pozitif yönde, meslekte çalışma süresi ile kendini sabotaj puanı arasında ise negatif yönde çok zayıf düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu belirlendi (r = -0,12; p < 0,05). Sonuç: Erkek ve bekar hemşirelerin tıbbi hataya eğilimleri daha azdır. Hemşirelerin tıbbi hata yapma eğilimi arttıkça, kendini sabotaj eğilimi artmaktadır. Yaş, meslekte ve yoğun bakımda çalışma süresi arttıkça tıbbi hata yapma eğilimi düşmektedir.