Yazar "İmre, Erdi" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 2 / 2
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Altın oranın güzellik algısına etkisi(Trakya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2022) İmre, Erdi; Yılmaz, AliArtistik anatomi insan vücudunun boyut ve orantılarını sanatsal yönden inceleyen, anatomi biliminin özel bir dalıdır. Vücut şekillerinin incelenmesi ve bunlardan faydalanılarak sanat eserleri ortaya çıkarılması, vücuttaki çeşitli uzunlukların ölçülmesini ve birbirine oranlanmasını gerektirmiştir ve sonuç olarak çeşitli orantılar tanımlanmıştır. Güzel sanatlarla uğraşan tüm sanatçılar, güzellik için önceden belirlenmiş bazı orantılardan (kanonlardan) faydalanmışlardır. Ancak evrensel ölçütler meydana getirilememiştir. Bazı sanatçılar, yüzdeki güzellik ve dengeyi altın oran ile ilişkili olarak görmektedir. Sanatçıların yapıtlarında sıklıkla kullanmış oldukları bu oran günümüzde estetik cerrahi operasyonlarında da sıklıkla kullanılmaktadır. Bizim çalışmamızda, işte bu oran ve orantılar konu alındı. Bu orantıların günümüz insanlarında güzellik algısına pozitif katkı sağlayıp sağlamadığı, insan yüzünde güzellik algısına etki edip etmediğini belirlemeyi ve güzellik algısının sosyal parametreler ile ilişkili olup olmadığını araştırmayı amaçladık. Çalışmamızda, gönüllülerin demografik bilgilerini (yaş, cinsiyet, eğitim durumu) ve güzel sanatlarla ilgilenme, altın oran bilgisini, altın oranın güzelliği temsiliyeti fikrinin sorulduğu bölüm ile estetik algının ölçüldüğü bölüm ile iki ayrı bölümden oluşan anket formu hazırlandı. Anket formunda estetik algının ölçüldüğü bölüm profesyonel ressamdan yardım alınarak hem dijital sistemler, hem karakalem kullanılarak oluşturulmuş olunup toplam 46 adet resmi içermiştir. Bu resimlerde erkekte ve kadında nasal indeks, erkek ve kadında nasooral oran, erkekte ve kadında nasofrontal açı, erkekte ve kadında nasolabial açı, üst dudak- alt dudak kalınlığı oranı, alt dudak-üst dudak kalınlığı oranı, bukkal koridor oranı ve diş-diş etlerinin görünürlüğünü değişen oran ve açılarda araştırıldı. Çalışmamıza 384 gönüllü dahil edildi. Elde edilen veriler istatistiksel değerlendirmeye alındı. Elde edilen veriler istatistiksel olarak değerlendirildiğinde güzelliği temsil ettiğine inanılan oranlardan altın oranın, estetik olarak önemli olsa da günümüz insanları üzerinde güzelliği temsil etmediği sonucuna ulaştık. Türk toplumunda kadınlarda daha geniş dudakların, dar bukkal koridorlu geniş gülüşün daha estetik bulunduğu, ve diş eti görünürlüğü toleransının oldukça düşük olduğunu belirledik. Türk toplumunda, dünyada erkekte ve kadında literatür ortalaması olan 98°-100° değerleri dikkate alındığında, daha yüksek (105°) nasolabial açının daha estetik bulunduğu görüldü. Bu iki sonuç, kültürün de toplumların güzellik algısında etkili olabileceğini düşündürdü. Sosyal parametrelerin, özellikle eğitimin toplumun güzellik algısı üzerinde etkisinin olduğu anlaşıldı. Bu çalışmanın sonuçları, sosyal ve estetik parametreler açısından ileriki çalışmalara yol gösterici olacaktır.Öğe Ratlarda vertebra füzyonu üzerinde pregabalin'in etkisi(Trakya Üniversitesi, 2018) İmre, Erdi; Çiftdemir, MertNöropatik ağrının tedavisinde kullanılan ilaçlardan pregabalin'in omurga füzyonu üzerine etkisini incelediğimiz çalışmamız, Trakya Üniversitesi Hayvan Deneyleri Yerel Etik Kurulu onayı (Ek I) alınarak Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Deney Hayvanları ve Araştırma laboratuvarından elde edilen 32 adet SpragueDawley cinsi sıçan üzerinde gerçekleştirildi. Sıçanlar Kontrol grubu: Omurga füzyonu kontrol grubu (Omurga füzyonu uygulanıp pregabalin verilmeyen grup), D10 grubu: Düşük doz pregabalin grubu (Omurga füzyonu uygulanıp 6 hafta boyunca 10 mg/kg oral pregabalin verilen grup), D30 grubu: Orta doz pregabalin grubu (Omurga füzyonu uygulanıp 6 hafta boyunca 30 mg/kg oral pregabalin verilen grup), D100 grubu: Yüksek doz pregabalin grubu (Omurga füzyonu uygulanıp 6 hafta boyunca 100 mg/kg oral pregabalin verilen grup) olacak şekilde 4 gruba ayrıldı. Kontrol grubu omurga füzyonu modeli açısından D10, D30 ve D100 gruplarındaki sıçanlar için kontrol grubu olarak takip edildi. D10 grubundaki sıçanlar düşük doz pregabalin verilen omurga füzyonu modeli, D30 grubundaki sıçanlar orta doz pregabalin verilen omurga füzyonu modeli, D100 grubundaki sıçanlar yüksek doz pregabalin verilen omurga füzyonu modeli olarak ele alındı. Omurga füzyonu modeli olarak tüm sıçanlara orta hat lomber posterior longitudinal insizyonla girilerek L4-L5 omurgaların intertransvers bölgeleri dekortike edilerek füzyon işlemi uygulandı. Sonrasında D10 grubundaki sıçanların içme suyuna 10 mg/kg olacak şekilde pregabalin konularak 6 hafta takip edildi; D30 grubundaki sıçanların içme suyuna 30 mg/kg olacak şekilde pregabalin konularak 6 hafta takip edildi; D100 grubundaki sıçanların içme suyuna 100 mg/kg olacak şekilde pregabalin konularak 6 hafta takip edildi; kontrol grubunun içme suyuna herhangi bir ilaç konulmadı ve 6 hafta takip edildi. Cerrahi işlem sonrası 6 hafta tamamlanınca tüm sıçanlar anestezi altında radyografi çekilmesi işlemini takiben yüksek doz anesteziyle sakrifiye edildi. Tüm sıçanların lomber omurgaları eksize edildi ve manuel palpasyonla muayenenin ardından histolojik araştırma yapılması için ayrıldı. Manuel palpasyon ile değerlendirme sonucunda yüksek doz pregabalin verilen sıçanlarda füzyonun istatistiksel olarak azaldığı görüldü, bu durum yüksek doz pregabalin verilmesinin sıçanlarda omurga füzyonunu inhibe ettiği şeklinde yorumlandı. Radyolojik inceleme sonucunda yüksek doz alan sıçanlarda skorların daha düşük olduğu görüldü ancak gruplar ile arasında füzyon oranı açısından istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadı. Histopatolojik inceleme sonucunda kontrol grubu ve düşük doz pregabalin verilen D10 grubundaki fibroblast yoğunluğu, neovaskülarizasyon skorları ve yeni kemik oluşumu skorları, orta doz pregabalin verilen D30 ve yüksek doz pregabalin verilen D100 gruplarına kıyasla istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek olduğu bulundu; ancak inflamasyon hücre sayıları kıyaslandığında D30 grubunda inflamasyon hücre sayısının diğer gruplara kıyasla istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek olduğu görüldü. Çalışmamızın sonucuna göre herhangi bir nedenle omurga füzyonu uygulanmış hastalarda erken dönemden başlanarak uzun süreli pregabalin kullanılması füzyon oluşumunu inhibe etme riski taşımaktadır. Bununla birlikte bu çalışmada elde edilen sonuçlar, daha çok hayvan bulunduran çalışmaların yapılması gerektiğini de göstermektedir.